Kültür

Türk Sinema Tarihinde Sansüre Uğrayan İlk Film: Mürebbiye

Mürebbiye; hane sahiplerinin çocuklarının eğitim ve bakım işlerinden sorumlu olan ve ev ahâlîsi ile aynı evde yaşayan kadınlara verilen isimdir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son asırlarında başlayan Batılılaşma arzusu İstanbul’daki zengin kimselere de tesir etmiş ve özellikle Fransız kültürü ile dili fazlaca kabul görür olmuştu sosyete tarafından. İşte bu dönemde varlıklı aileler, çocuklarının eğitimiyle ilgilenmeleri için aslen Fransız olan kadınları, mürebbiye olarak işe almaya başlamışlardır.

Bu konu elbette edebiyatımızda da çeşitli romanlarda karşımıza çıkmaya başlamıştır. Şüphesiz bu konuda yazılmış en önemli eserlerden biri de Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Mürebbiye’sidir.

1919 yılına geldiğimizde ise bu eserden esinlenilerek aynı isimde yapımı tamamlanmış bir sessiz film çıkar karşımıza: Mürebbiye. Paris’te hayat kadınlığı yapan Anjel, İstanbul’a gelir ve burada Dehri Efendi’nin evine yerleşir mürebbiye olarak. Tabii evdeki erkekleri de yavaş yavaş yoldan çıkarmaya başlar.

Esasen komedi filmi gibi görünse de tıpkı kitaptaki gibi aslında toplumsal eleştiriler barındırmaktadır film. Sırf Fransızca biliyor diye bir hayat kadının İstanbul’da nasıl lüks bir hayata kavuşabileceğini; buradaki zengin osmanlı ailelerinin nasıl da sadece şeklen Batılılaşma gayesi içerisinde olduklarını gösterir bize.

Filmin yönetmeni ve senaristi Ahmet Fehim’dir. Yine Ahmet Fehim, filmde Dehri Efendi karakterine de hayat vermektedir. Filmde Anjel rolünü ise Kalitea adlı bir Fransız kadın canlandırır. Filmin yapımcı şirketi ise Malul Gaziler Cemiyeti’dir. Bu cemiyet, Enver Paşa’nın girişimleriyle kurulmuştur. Almanların sinemayı savaş propagandası olarak kullandığını gören Enver paşa, Almanya’dan gerekli aletleri getirmiş ve derhal film çekimi çalışmalarına başlanmasını istemiştir. İşte “Mürebbiye” de bu cemiyetin çektiği ilk filmdir.

Fakat beklenmedik bir durum gelişir ve “İşgal Kuvvetleri Komutanı” olarak 8 Şubat 1919 tarihinde İstanbul’a gönderilen Fransız komutan Louis Franchet D’esperey, filmin yasaklanmasını emreder! Emreder diyorum çünkü sahiden de filmi resmî olarak yasaklatmıştır. Bu komutan, o dönem İstanbul’a giriş yaparken yere Türk bayrağı serdirip atı ile üzerinden geçen komutandır.

Buna rağmen İstanbul hükümeti tarafından en güzel şekilde ağırlanmaya devam eden Fransız komutana göre filmdeki Anjel adlı Fransız mürebbiye sebebiyle tüm Fransız kadınları ahlaksız olarak gösterilmektedir ve Fransızlar asla böyle bir şeye izin vermemektedir.

Lâkin 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basan Mustafa Kemal’le henüz tanışmamıştır işgalciler. Mustafa Kemal Atatürk sadece silahlı mücadele hususunda değil; propaganda konusunda da çok zeki bir adamdır. Filme İstanbul’da böyle bir yasak getirildiğini öğrenince tam aksini emreder ve film, Anadolu’da bile sahnelenmeye başlanır. Ahâlî, filmi izleyip keyiflendikten sonra kuvay-ı milliyeciler tarafından kalabalığa çok çok etkili konuşmalar yapılır ve zafere olan inançları güçlü tutulmaya çalışılır.

Bu basit gibi görünen ama aslında toplum psikolojisi açısından son derece önemli bir konudur. ABD’deki, Avrupa’daki teknolojik gelişmeler anlatılırken burada ise devletin başkentinin şu anda işgal altında bulunduğu kıyaslamaları yapılır. Tabiri caizse ahâlî, Avrupalıların refah seviyelerine özendirilir.

Nitekim 6 Ekim 1923’te Türk Ordusu İstanbul’a girer ve işgal sonlanır. Fransız komutanın atı ile üzerinden geçtiği Türk bayrağı göndere çekilir.

Bize de Mürebbiye adlı film gibi daha birçok detayın tarihî hatırası kalır.  

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı