KültürTarih

Tarihin En İlginç Hukuk Kuralları

İnsanoğlu bireysel olduğu kadar aynı zamanda sosyal bir varlıktır. Sağlık, eğitim, beslenme ve çok sayıda sorunu olan insan tüm ihtiyaçlarını karşılayamaz. İhtiyaçların çok fazla, yeteneklerin ise sınırlı olması toplu yaşama alışkanlıklarının ve toplumların oluşumunu hızlandırmıştır.Toplumda her insanın her istediğini yapması mümkün değildir. Böyle bir davranış karmaşaya neden olur ve karmaşanın yaşandığı toplumda ise huzur ve güvenlik olması beklenemez. Bu nedenle, güvenli bir ortamın oluşturulabilmesi için örf, adet, gelenek, görenek, ahlak ve hukuk gibi toplumsal kurallara ihtiyaç duyulmuştur. Toplumsal kurallar içerisinde caydırıcılığı en güçlü olanı ise şüphesiz hukuk kurallarıdır. Gelin hep birlikte tarihin en ilginç hukuk kurallarına bakalım.

Günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce Mezopotamya‘da hakkında şikayet olan ya da hakim karşısına çıkarılan kişilerin suçlu olup olmadıklarını anlamanın en kesin yolu onları nehire atmaktı. Nehre atılan kişi suya gömülür, bir daha su yüzeyine çıkamaz ve boğularak ölürse suçlu olduğu ve nehir tanrısının onu cezalandırdığı düşünülürdü. Eğer suya atılan kişi bir şekilde su yüzeyinde kalır ve batmazsa masum olduğuna ve nehrin onu kabul etmediğine inanılırdı. Bu uygulama Hammurabi yasalarında şöyle anlatılmaktadır:

“Eğer bir adam, bir adamın büyü yaptığını iddia ederse ve bu iddiasını kanıtlayamazsa, suçlanan adam nehre atılacaktır. Nehir onu çekerse suçlayan, onun evini alacaktır. Eğer nehir adamı içine çekmezse, temize çıkarsa suçlayan adam öldürülecek ve suçlanan onun tüm mal ve mülküne sahip olacaktır.”

Bir diğer ilginç ceza da yine bir Mezopotamya uygarlığı olan Asurlardan geliyor. Asurların yaptığı kanunlar ise evli kadınların sokağa çıkarken başlarını örtmelerini kesin hükme bağladığı gibi cariye ve hayat kadınlarının örtünmelerini yasaklamıştı. Asur Çağına ilişkin bir yasada şu ifadeler yer almaktadır:

”Asurlu kadınlar, ister evli ister dul olsunlar, sokağa çıkarken başları açık olmayacaktır. Kocaya varmamış cariyelerin ve hayat kadınlarının başları kapalı olmayacaktır. Örtülü bir cariyeyi görenler onu hemen saray yargıcına teslim edecektir. Ona elli sopa vurulacak ve başına zift dökülecektir. Eğer bir adam örtülü bir hayat kadınını görür ve onu saray yargıcına getirmezse o adama elli sopa vurulacaktır.

Hammurabi yasaları eşini ve evini ihmal eden sağda solda dolaşarak dedikodu yapan, eşine devamlı masraf çıkartan kadınlar için çok acımasızdır. Yasa şöyle: Eğer bir kadın evini gözetmezse, sokağa düşkünse evini dağıtıyor ve kocasını küçük düşürüyorsa o kadın nehre atılacaktır.

Hukukun insani düzeylere ulaşması gerçekten de çok uzun sürdü ve içinde bulunduğumuz 21. yy’da bile birçok ülkede hukukun varlığından söz etmek mümkün değil.

Hammurabi’den binlerce yıl sonra bile Avrupa’da hukuk kurallarının insani olduğu söylenemezdi. Örneğin XV. yüzyılın başlarında Salzburg ve Weistum bölgesinde, son derece ilginç ve çarpıcı bir yasa yürürlükteydi. Adalet ve insalıktan zerre nasibini almamış bu yasa ile beraber borcunu ödemeyen bir köylünün karısına tecavüz edileceği hükme bağlanmıştı. Yasa koyucu tecavüz işinin kimler tarafından yapılacağını bile ayrıntılarıyla birlikte açıklamıştı. Buna göre tecavüz işi cezayı veren yargıç tarafından yerine getirilecekti. Eğer yargıç kadından hoşlanmazsa (ki böyle bir yetkisi de var) bu işi ona zorla yaptırmak, yargıcı cezalandırma anlamına geleceği için, bu durum hâkim teminatına aykırı sayılarak yargıca, gerektiğinde bu işi mahkeme kâtiplerine devretme hakkı tanmıştı. Eğer kâtipler de yapmak istemezlerse onların da bu görevi adliyede çalışan hizmetlilere devretme hakları vardı. Evet merakınızı gidereyim yasalara göre hizmetlilerin bu haklarını devretme hakkı yoktu ve yerine getirmek zorundaydılar.

Yazımı konuyla alakalı ilginç bir hikayeye yer vererek bitirmek istiyorum. XX. yüzyılın başlarında Avrupa’da çok ilginç bir hukuk olayı yaşanır. Pomeranya yasaları evlerde kancasız merdiven kullanmayı yasaklanır. Bir gün hırsızın biri, gözüne kestirdiği bir evi soymaya karar verir. Akşam olup hava kararınca soyacağı eve yaklaşır ve avluda gördüğü bir merdiveni duvara dayayarak balkona çıkmaya çalışırken merdiven kayar ve yere yuvarlanan hırsızın kalça kemiği kırılır. Mahkeme merdiveni çengelsiz olduğu için, ev sahibini suçlu bularak, onu hırsızın tüm tedavi masraflarını ödemeye mahkum eder.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı