Tarih

Orta Asya’da Yapılan Göçlerden Sonra Türk Yurdunun Durumu

Göçlerin Sebepleri ve Yapılışı

Tarih içinde çeşitli zamanlarda değişik sebeplerle büyük çaplı göçlerin yapıldığı görülmektedir. Hiçbir millet önemli bir sebep veya sebepler olmadan, yaşadığı toprakları terk ederek yeni yurtlar arama ihtiyacını hissetmez. Türk milleti de tarihin çeşitli dönemlerinde bazı önemli sebeplerden dolayı yurtlarından göç etmişler, değişik coğrafyalarda yeni yurtlar kurmuşlardır.

Türkleri yer değiştirmeye iten sebeplerin başında ekonomik sebepler gelmektedir. Anayurt zamanla artan Türk nüfusunu besleyecek ekonomik imkanlara sahip değildi. Zaman içinde görülen otlak darlığı ve kuraklık gibi önemli sebepler Türkleri yeni yurtlar aramak zorunda bırakmıştır.

Türk göçlerinde dış baskılar da önemli bir siyasî ve askerî sebep olarak görülmektedir. Yabancı boyunduruğuna girip istiklâllerini kaybetmek istemeyen Türk boyları yeni yurtlar aramak için göç ediyorlardı. Şüphesiz yerleşik kavimler için zor olan bu durum, konar-göçer Türk milleti için her zaman mümkün olmaktaydı.
Türklerin değişik coğrafyalara göçlerinde rol oynayan bir sebep de, yeni yer ve yurt tutma anlayışıydı.
Türk devletlerinin bünyelerinde bazen görülen siyasî çekişmeler ve anlaşmazlıklar da çoğu zaman kaybeden tarafın yeni göçleri hazırlaması sonucunu doğurmuştur.

Türk göçleri büyük bir disiplin içinde ve teşkilatçılık terini yansıtır bir tarzda yapılıyordu. Düzenli yapılan bu göçler sonucunda mücadeleci bir yapıda olan Türkler çok kısa geldikleri, yerleştikleri yeni toprak parçalarını vatan haline getiriyorlardı. Bu topraklar uğrunda gerektiğinde savaşan Türkler eserleri ve kültür değerleriyle yeni vatanlarına damgalarını vuruyorlardı.
Tarih içinde Türklerin yaptıkları göçler, milattan önce ve sonraki göçler olarak iki ana bölümde incelenebilir.

1- Milâttan Önceki Türk Göçleri

Orta-Asya’da Altay-Sayan Dağları’nın kuzeybatı kesiminde yaşayan ilk Türkler yukarıda anlatılan ana kültür tabakaları döneminde M.Ö.1700‘den itibaren etrafa yayılmaya başlamışlardır. Bunu takip eden iki asır içinde Altaylar’ı ve Tanrı Dağları‘nı kaplayan Türklerin bir kısmı Kazakistan üzerinden Maveraünnehir‘e geçerek buradaki “Akdeniz” milletleri ile temas kurmuşlardır. Bu arada batıya doğru açılan bazı Türk grupları “Fin-Ugor” kavimleri ile bağlantı kurmuşlardır.

Türkler, M.Ö.1700’lerden itibaren Altaylar‘a yerleşirken, bir yandan da M.Ö.1100’lerden başlayarak, kalabalık kitleler halinde, Çin’in kuzeybatısındaki Kansu, Ordos bölgesine doğru kaymışlardır.
Bir kısım Türk boyları M.Ö. 1300-1000 yılları arasında Türkistan sahasına yerleşmişlerdir.

M.Ö. 700’lerden itibaren Güney Sibirya‘yı, Baykal bölgesini, Moğalistan‘ı ve Yedisu havzasını etkisine alan Türk göçleri, bu yıllarda adeta Altay-Sayan Dağları’nın batısındaki anayurdu boşaltmıştır. Bunun sonucunda, Türkler, doğuda Ordos’a doğru, batıda Volga’ya doğru olmak üzere iki kısma ayrılmışlardır. Bu coğrafi ayrılık asli Türkçe‘yi de etkilemiş, lehçelerin doğmasına sebep olmuştur. Doğu Türkleri Lehçesi ve Yakut Çuvaş Türkleri Lehçesi böylece oluşmuştur. Yakut Türkleri şimdiki yurtları olan Kuzeydoğu Sibirya’ya da bu dönemde göç etmişlerdir. Çuvaş Türkleri, Yakutlardan ayrılarak daha batıya yönelmişlerdir.

Bugünkü Türk topluluklarının lehçeleri bakımından farklılaşmasını etkileyen gelişmeler de bu dönemde meydana gelmiştir. Aralarında, Hun, Göktürk, Uygur; kısmen Sabar, Hazar, Peçenek, Kuman, Oğuz ve dolayısı ile Azerbaycan, Irak, Suriye, Anadolu ve Balkan Türkleri‘nin bulunduğu “Doğu Türkleri” M.Ö. IV-III. yüzyıllarda İç Asya ve Çin’in kuzeybatısında yaşıyorlardı. Oğuzlar, Bulgarlar ve Çuvaşlar‘ın oluşturdukları “Batı Türkleri” de aynı yüzyıllarda Hazar ve Olga civarında bulunuyorlardı.

Bütün bunlarla beraber, M.Ö. I.yüzyıl başlarında bir kısım Türk boylarının da Hindistan’ın İndus-Pencâb havalisine doğru göç ettikleri görülmektedir.

2- Milâttan Sonraki Türk Göçleri

Milâttan sonraki dönemlerde meydana gelen Türk göçlerinin ana karakteri ve haklarındaki tarihî bilgilerimiz daha kesindir. Bu göçler ana istikamet bakımından, güneye ve batıya doğru olmak üzere iki şekilde gelişme göstermiştir.
Orta-Asya’dan güneye göç eden bir kısım Türk kitleleri burada çeşitli devletler kurmuşlardır. Kuzey Çin’de 338-557 yılları arasında devlet kuran Tabgaçlar buna bir örnektir.

Batı yönünde cereyan eden Türk göçleri başlıca iki ana yol takip etmiştir. Bunların bir kısmı Hazar Denizi ve Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar ve Orta Avrupa yönünde göç ederek buralarda önemli roller üstlenen güçlü devletler kurmuşlardır. Avrupa Hunları 375’ten sonra, Avarlar IV.yüzyıl ortalarında, Bulgarlar 670’li yıllardan sonra, Macarlar 830’dan sonra, Peçenekler, Kumanlar (Kıpçaklar) ile Oğuzların bir kolu olan Uzlar IX.-XI.yüzyıllar arasında bu yolu kullanan Türk topluluklarıdır.

Kırmızı ok ile gösterilen yerler

Batı göç yolunun güney kesimini kullanan Türk kitlelerinin bir bölümü, Sasani Devleti’nin gücü karşısında Hindistan’a yönelerek burada devletler kurmuşlardır. Mesela 350’li yıllarda Uar-Hun da denilen Ak-Hunlar bunlardandır. Akhunlar Afganistan ve Kuzey Hindistan’ı hakimiyetleri altına almışlardır. Bu yönde ilerleyen büyük Türk kitleleri, Sasani Devleti’nin yıkılması üzerine “Orta Yol” denilen yolu takip ederek Maveraünnehir üzerinden İran ve Anadolu’ya geldiler. Oğuz Türkleri’nin ağırlıklı olarak yer aldıkları bu Türk göçleri ile Anadolu ebedi Türk vatanı haline gelmiştir.

Bu “orta göç yolu” Türklük için de en önemli göç yolu olarak değerlendirilmektedir. Çünkü, batı yönünde kuzey göç yolunu kullanan Türk kitlelerinin bazıları, nüfuslarının da azlığı sebebiyle zamanla Balkanlar ve Orta Avrupa’daki medeniyetlerin etkisine girerek, Türklüklerini kaybettikleri halde, orta yolu izleyen Türk kitleleri hem Türklüklerini korudular hem de bağımsız olarak yaşadılar.

Göçlerden Sonra Anayurdun Durumu

Çeşitli yerlere ve yönlere yapılan Türk göçlerinden sonra Anayurt Orta Asya’da kalabalık bir Türk kitlesi yaşamaya devam etmiştir. Bunlar zaman zaman bağımsız devletler kurmuşlardır. Buradaki Türk kitleleri diğer yerlere yapılan göçleri de insan unsuru bakımından devamlı olarak beslemişlerdir.

Tarihi gelişme içinde, çeşitli istilalara da uğrayan Orta Asya Türkleri, Türklüklerinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Moğol, Rus ve Çin baskılarına maruz kalan buradaki Türkler, XXI. yüzyılı yaşadığımız şu günlerde Sovyetler Birliği’nin parçalanması sonucu bağımsızlıklarını ilân ederek, yeniden varlık bulmuşlardır. Özellikle Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan (ve bünyesinde çok sayıda Türk unsurunu barındıran Tacikistan) bugün bağımsız birer Orta Asya Türk Cumhuriyeti olarak dünya milletler ailesi içinde şerefli yerlerini aldılar. Kişisel fikrim olarak bu cumhuriyetlere adını son dönemlerde sıkça Çin’e bağlı özerk bir cumhuriyet olan, Doğu Türkistan Uygur Özerk Cumhuriyeti ilave edilmelidir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı