Tarih

I. Göktürk Devleti (Mutlak Hakimiyetten Esarete)

Bu yazıda Bumin Kağan’ın diğer bir adıyla İllig Kağan’ın kurmuş olduğu I. Göktürk Devleti’nin kuruluşuna, gelişmesine, diğer devletlerle ilişkisine ve ikiye ayrılmasına bakacağız.

Avarlara karşı ayaklanan Töleslerin isyanını bastırmada büyük yararlılıklar gösteren Bumin (Bumin), kendisini Avarlar’ın hükümdarı ile eşit bir seviyede görüyordu. Bu yüzden hükümdarın kızı ile evlenmek istedi. Bu isteği kabaca reddedilen Bumin, bunun üzerine Batı Tabgaç Devleti’nden bir prenses ile evlenir. Tabgaçların da desteğini alan Bumin Avarlar’a saldırarak, ağır bir yenilgiye uğratır. Bunun üzerine Avar hükümdarı intihar eder.

Bu büyük başarı üzerine istiklâlini ilân eden Bumin, “İlKağan” unvanını alarak 552 yılında Birinci Göktürk Devleti’ni kurar. Büyük Hun İmparatorluğu’nun da başkenti olan, kutsal Ötüken şehrini devletin merkezi yapan Bumin aynı yıl hayata gözlerini yumar.

Devletin kuruluşunda Bumin’le birlikte önemli roller üstlenen kardeşi İstemi Yabgu, bu sırada batı kesimlerini idare ediyordu. İstemi batıda fetihlere devam ederken, Ötüken’de tahta çıkan Bumin’in oğlu Kolo ve bunun erken ölümü üzerine kağan olan Bumin’in diğer oğlu Mukan sayesinde 553-572 yılları arasında devlet en kudretli çağına ulaşır.

Ötüken’in Tahmini Yeri

Dirayetli bir hükümdar olan Mukan Kağan, önce Avarlara büyük bir darbe vurarak bu devlete 555 yılında son verir. Daha sonra doğuda Kitanları ve kuzeyde Kırgızları hakimiyetleri altına alır. İstemi’nin batıdaki faaliyetleri sonucunda, Ak Hun ve Maveraünnehir halkı Çin’den yardım isteyince, Mukan Kağan, Çin’i baskı altına alarak, bu yardıma engel olur.

İstemi Yabgu 552-576 yılları arasında geçen kısa zamanda, Altayların batısını Isık Göl ve Tanrı Dağları’na kadar hakimiyetine alır. Daha sonra İran’da hakimiyet süren Sâsânî İmparatorluğu’nun Şehinşahı Anuşirvan ile anlaşarak Ak-Hun (Eftalitler) Devletini ortadan kaldırır. Bunun üzerine toprakları Ceyhun (Amu-derya) Nehri sınır olmak üzere iki devlet arasında 557 yılında paylaşılır. Bu sayede Maveraünnehir Ferganı’nın bir kısmı, Batı Türkistan’ın güneyi, Kaşgar, Hoten vb. gibi Orta Asya kervan yolu üzerindeki önemli yerler Göktürklerin eline geçmiş olur.

Fakat Sâsânî İmparatoru Anuşirvan, bu durumdan memnun olmaz ve ticaret yolundaki Maveraünnehir’i ele geçirmek ister. Huzursuzluk çıkarmak için, ipek ticaretinde önemli rol oynayan ve Türklere bağlı olan Soğd halkının faaliyetlerini yasaklar. Böylece Türkleri ipek ticareti vergisinden mahrum etmek isteyen Anuşirvan, İstemi’nin gönderdiği elçileri de öldürtür.

İpek ticaretinde Sâsânîlerin engellemelerinden ve aracılıklarından kurtulmak isteyen Bizans ve Göktürkler anlaşırlar. 571 yılından itibaren Bizans- Sâsânî çatışmalarının başlamasıyla İstemi Yabgu rahatlar. Bulduğu bu boşluk sayesinde İstemi, kısa sürede hakimiyetini Harezm, Taşkent ve Azerbaycan bölgesine kadar genişletir.

(İstemi’nin bu siyasî ortamda İran’a saldırmama nedeni bilinçli bir şekilde uyguladığı dış siyaset sonucudur. Sâsânî gücü Bizans’la yaptıkları mücadelelerde gittikçe zayıflamıştır. Bu durum İran’da İslâmiyet’in kolay yayılmasında büyük bir rol oynayacaktır.)

İstemi’nin kendisine bağlı olarak devletin batı kesimlerini başarılı bir şekilde idare ettiği Büyük Göktürk Kağanı Mukan, 572 yılında ölür. Devleti büyük bir genişliğe ulaştıran bu ünlü Türk hükümdarı için görkemli bir cenaze töreni düzenlenir ve çeşitli komşu devletler ve Bizans temsilcileri bu törende yerlerini alırlar.

Mukan’dan Sonra Göktürkler ve Devletin İkiye Bölünmesi

Bölünmüş I. Göktürk Devleti

Mukan Kağan’ın ölümüyle birlikte yerine kardeşi Tapo sadece 9 yıl başında kalabileceği devletin yöneticiliğine geçti. Kuzey Çin’deki Çu ve Çi devletleri Tapo’nun hakimiyetini tanıyorlardı. Tapo Kağan kardeşi Kolo’nun oğlu İşbara’yı yönetimi altındaki toprakların doğusuna, küçük kardeşi Jotan’ı da batısına “Kağan” ünvanı vererek tayin etti.

Mukan Kağan kadar ileri görüşlü olmayan Tapo, önceki kağanların Göktürkler için zararlı ve yıkıcı etkilerini görerek faaliyetlerine izin vermedikleri Budist misyonerlerin propagandalarına alet olur. Buda dinini memleket içinde korumaya kalkar ve bir budist tapınağı ile bir Buda heykeli yaptırır. Bu hareketleri halkın tepkisine sebep olan Tapo Kağan, dış siyasette de yanlış adımları atar. Göktürk ülkesinde çıkan önemli karışıklıklar, Tapo’nun itibarını halkın gözünde düşürür.

Aynı yıllarda kuruluştan beri devletin batısını idare eden güçlü Türk Kağanı İstemi’nin 576 yılında ölmesi, Göktürkleri iyice sarsar. İstemi’nin öldüğü bu tarih, aynı zamanda Göktürk Devleti’nin sınırlarının en geniş olduğu dönemdir. Devletin sınırları batıda Kafkasya’nın kuzeyine ulaşmış, Bizans tehdit edilmeye başlanmıştı. Bizans’a ait olan Kırım Yarımadası’ndaki Kerç Kalesi Göktürkler tarafından ele geçirilmiş, böylece sınırlar, doğuda Mançurya’dan, batıda Karadeniz kıyılarına kadar uzanmıştı.

İstemi Yabgu’nun yerine oğlu Tardu geçer. Tardu, dirayeti, cesareti ve komutanlığı bakımından babasına benziyordu. Fakat o da siyasî ihtiraslarına hakim olamaz. Tapo’nun açtığı siyasî ayrılıkları büsbütün genişletir ve Çinliler, onun bu zaafını kullanır. Önce, kağanlığın kendisine verilmemiş olmasından dolayı küskün olan Mukan Kağan’ın oğlu Talopien’i Tardu ile birleştirirler.

Bu sırada Tapo Kağan 581 yılında ölür ve yerine kardeşi Kolo’nun oğlu İşbara geçer. İşbara siyasî bir hata yaparak, Çin üzerine asker gönderir. Bunun üzerine Çin’deki Sui İmparatoru da batı Yabgusu Tardu’ya kağanlık alâmetleri göndererek, onu Göktürk Kağanı olarak tanıdığını ilân eder. Tardu bunun üzerine doğu kanadının hakimiyetini tanımadığını bildirir. Böylece Çin uzun yıllardan sonra kendi siyasî birliğini kurarken, Göktürkler ikiye ayrılmış olur.

Doğu Göktürk Devleti

Doğu Göktürk Devleti

Çin’in bölme ve parçalama siyaseti sonunda Doğu Göktürk Devleti’nin başında bulunan İşbara’nın ve devletinin içinde bulunduğu şartlar çok ağırlaşır. Yüksek rütbeli subaylardan kuşkulanan İşbara onları öldürtmeye başlar. Bunun üzerine bu komutanlar Çin’e sığınırlar. Tüm bunların oluşuyla kudretinden çok şeyler kaybeden İşbara da Çin’e başvurarak barış yapılmasını ister.

Barış yapmak için Göktürk ülkesine gelen ünlü Çin diplomatı ve generali Çang-sun Şeng, herkesin önünde İşbara’ya hakaret eder ve İşbara’dan Göktürkleri Çinlileştirebilecek bazı işler yapmasını ister. “Çin İmparatorunun oğlu” olmayı ve siyasî bakımdan Çin’e bağlanmayı kabul etmek zorunda kalan İşbara, Türk milletini Çinlileştirme isteğini ise reddeder.

O, 585 yılında Çin İmparatoruna gönderdiği bir mektupta bu konudaki istekleri şöyle cevaplandırıyordu: “Size bağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat, dilimizi değiştiremem. Uzun saçlarımızı kestiremem. Halkıma Çinli elbisesi giydiremem. Adetlerinizi, kanunlarınızı alamam. İmkân yoktur. Çünkü, bu bakımlardan bütün milletim hassasiyetle çarpan tek bir yürektir.”

Çin baskısı devlet üzerinde güç geçtikçe artıyor, devlete bağlı boylar ayaklanıyordu. Bu sırada İşbara’nın ölümüyle 587 yılında kardeşi Yehu yerine geçtiyse de, o da durumu düzeltemez. Her şeye rağmen Doğu Göktürk Devleti, Şipi Kağan zamanında yani 609-619 yılları arasında biraz toparlanır. Çin’in siyasî oyunlarına alet olmayarak, bunları önleyen Şipi Kağan, devleti güçlendirir. Çin’in içişlerine karışmaya başlar ve kendi ülkesine sığınan bir Çinli komutanı “Batı Çin Kağanı” ilan eder. Çin genel valilerinden birisini desteklemesi üzerine Çin’de Sui hanedanı yıkılarak, yerine Tang sülalesi tahta çıkar.

Şipi Kağan’ın ölümü üzerine kardeşi Çulo 619-621 yılları arasında tahta geçer ancak, bu kağan Çinli karısı Içing Hatun tarafından zehirlenir. Hakan olan kardeşi Kieli 621-630 yılları arasınde tahta geçse de dirayetli birisi değildir. Çin’e karşı açtığı bir savaşta Çinlilerce esir alınır. Böylece de Göktürk Devleti’nin bağımsızlığı 630 yılında sona ermiş olur.

680 yılına kadar 50 sene sürecek olan bir Çin esareti başlar. Bu esaret yıllarında Türkler çeşitli ayaklanmalarla hürriyet mücadeleleri verdiler. Mesela, 639 yılında bir Türk prensi olan Kürşad 40 arkadaşı ile Çin sarayını basar. İmparatoru tutsak etmek isteyen Kürşad ve arkadaşlarını, Çinliler kanlı bir şekilde bastırırlar. Ancak Kürşad’ın Türk milletini tutsaklıktan kurtarma mücadelesi daha sonra diğer Türk boylarına ışık olur.

Batı Göktürk Devleti

Batı Göktürk Devleti

582 yılından itibaren merkezi devleti, doğuyu tanımayan İstemi’nin oğlu Tardu, İran’daki Sâsânilerle ilişki halindeydi. Hoten bölgesini kendisine bağlayan Tardu, İran’ın içişlerine karışıyor, Kafkasya ve Horosan’da askerî faaliyetler yürütüyordu. Çin’in Doğu Göktürk Devleti’ne yaptığı baskılar karşısında Çin üzerine yürüyerek, Kuzey Çin’de başarılar kazanır. Ötüken’e kadar uzanan sahada hakimiyet kurar.

Ülkedeki karışıklıkları önleyemeyen Tardu, 603 yılında ölünce yerine geçenler başarılı olamaz. Dirayetli ve akıllı bir kağan olan Tong Yabgu 618-638 yılları arasında Batı Göktürk Devleti tekrar güçlendiyse de, Kieli Kağan’ın batıda çıkarttığı isyanlar devleti derinden sarsar. Tong Yabgu’nun isyanlar sırasında ölmesiyle devlet Doğu Göktürkleri ile birlikte 630 yılında Çin hakimiyetine girmek zorunda kalır. Batı Göktürkleri için de 680’e kadar 50 yıl sürecek olan ızdıraplı ve acılı bir esaret hayatı böylece başlamış olur.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı