Kültür

Kadın Erkek Eşitliğini Savunan Teori: Feminizm

Ülkemizde yanlış anlaşılmaya meyilli ve eksik bilinen birçok mevzu olduğunun farkındayız. Bizler de hem kendimizin daha iyi öğrenmesi hem de sizleri aydınlatmak adına bu konulara açıklık getirmek istiyoruz. Bugünkü konuyu da ülkemizde karşılıklı konuşmalarda sorun haline gelebilen ve büyük tartışmalara yol açan bilmeyenlerin de sıkı takipçisi olduğunu dile getirip bu kavramı yanlış ifade etmelerine neden olmasından ötürü feminizm olarak belirledim. Bugün biraz kafa açacağım yani. Uzun ve detaylı bir konu fakat sizler için en anlatılabilir şekilde hazırladım. Keyifli okumalar.

Feminizm Nedir?
Feminizm, var olan eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya ve kadın haklarını korumaya yönelik çeşitli ideolojileri, toplumsal hareketleri ve kitlesel örgütleri içeren bir kavramdır.

Neleri Kapsar?

Feminizm; eğitim, iş ve çocuk bakımı gibi gündelik yaşamdaki birçok konuda eşit haklara sahip olmaktan, yasal kürtaj hakkına, tacizin ve tecavüzün önüne geçilmesinden lezbiyen haklarına kadar uzanan çok kapsamlı bir teoridir.

Amacı Nedir?

Feminizmin gayesi toplumda kendine erkek kadar yer bulamamış olan kadının kendine layık görülen toplumsal yerini iyileştirmeye ve gerçek eşitliği sağlamaya yöneliktir.

Feministik hareketler aslında toplumdaki cinsiyet hiyerarşisinin kaldırılması ve toplumun cinsiyet algısı ve tutumunun eşit değerlere getirilmesi için harcanan çabadır.

Feminizmin İlgilendiği Konular

•Hukuki eşitlik/emansipasyon
•Diğer sosyal akımlarla ilişkisi
•Cinsiyet kimliğinin yaratılması
•Seksüel otonomi

Feminizmle İlgili İlk Çalışmalar

Feminizm kavramı ilk olarak sosyal gelişmenin kadınlara verilmesi gereken daha fazla hak ve özgürlük ile sağlanacağını düşünen sosyal filozof Charles Fourier tarafından ortaya atılmıştır.

Bu ideolojiyle ilgili ilk yaklaşımlar 17. yüzyılda Marie Le Jars de Gourney tarafından yazılan yazılarla oluşmuş sonrasında Christine de Pizan, Olympe de Gouges, Mary Wollstonecraft ve Hedwig Dohm’un eserleri ile devam etmiştir.

Tabi ki bu teorinin dünya gözünde temel haklar kategorisine gelmesi 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarına denk gelmiştir.

Baskın ataerkil geleneklerde temel haklara ancak erkeklerin sahip olabileceği düşünülürken 1793’te Fransa’da Olympe de Gouges’in bu durumu protesto etmesi hatta Erkek Hakları’ndaki, ki bu haklar insan hakları olarak görülüyordu, 17 maddenin kadınlar için uyarlanmasını istemesi de önemli adımlardandır. Bu durumu şu sözlerle ifade etmiştir:
“Eğer bir kadının idam sehpasına mahkum olma hakkı varsa, tribünden izleme hakkına da sahip olmalıdır.”

Feminizmin İlk Dalgası

Birçok Avrupa ülkesi, ABD ve Avustralya’da kitlesel feminist hareketlerinin ilk dalgasına sebep olan şey feminizmin sözcülerinin aynı iş için erkeklerle aynı ücret alma, üniversiteye gidebilme ve her işte çalışabilme gibi eşitlikçi istekleriydi. Bu hareketler birçok ülkeyi etkiledi öyle ki 1893’te ilk önce Yeni Zelanda’da kadınlara seçme hakkı tanındı. Fransa ve İtalya’da da II. Dünya Savaşı sonrası kadınlar seçme hakkı elde ettiler.

Proleter Kadın Hareketleri

Proleter kadın hareketleri ile de proleter kadınların hayat standartlarını iyileştirmek amaçlandı. Bu hareketlerin öncü teoricileri Clara Zetkin, Friedrich Engels, August Bebel ve Alexandra Kollentai oldu.

Feminizmin İkinci Dalgası

Feminizmin ilk hareketliliği 20. yüzyılın bir kısmına kadar devam etti ve birçok ülke kadınların taleplerinin büyük kısmını yerine getirmeye başladı. Fakat bazı sebepler var ki yine kadının eski konumuna geri dönmesine sebep oldu. 1929’da dünya genelinde baş gösteren ekonomik krizin getirdiği iş sıkıntısının ilk mağdurları kadınlar oldu. Yine Alman faşizmi döneminde kadınların eğitim ve çalışma alanlarında da kısıtlamalara gidilmiştir.

Feminizmin Etkileri

20.yüzyıl süresince kadın hareketleri ve beraberinde feminizmle kadınların elde ettikleri hukuki, sosyal ve kültürel haklara rağmen ABD ve Avrupa Birliği’nde 1970’li yıllardan beri kadınların yaşam kalitesinin erkeğe oranla azaldığı görülmüştür.

Kadınlarının politik yönleri erkeklere oranla daha güçlü olmasına rağmen kadınlar erkeklerin o kadar çok gölgesinde kalıyor ki bir erkek birden fazla kadınla evlenebiliyor, mahkeme önünde daha fazla söz hakkına sahip olabiliyor ve kıyafet konusunda sert hükümleri olan bazı Müslüman ülkelerde yasağa uymayan kadınların idamına dahi karar verilebiliyor.

Sivil Haklar Üzerindeki Etkisi

Feminizmle kadınlar Batı toplumlarında eşit ücret, güvenli kürtaj, boşanma hakkı ve Amerika’da herhangi bir üniversiteye kabul hakkı bile elde etmişlerdir.

Din Üzerindeki Etkisi

Günümüzde kadınlar Yahudilikte rabbi ve kantor, Protestanlığın liberal kollarında ise din kadını olabilmektedir. İslam ülkelerinde ise çoğu kadın alim kendilerine yöneltilen islami soruları karşısındaki karşı cins olsa bile yanıtlayabilmektedir.

Feminist Kuruluşlar

▪︎National Organization For Women (Ulusal Kadın Örgütü) (NOW)

30 Haziran 1966’da Washington D.C.’de kurulan en büyük İngiliz-Amerikan feminist örgütüdür.

▪︎National American Women Suffrage Association (Amerikan Ulusal Kadın Oy Hakkı Derneği)(NAWSA)

1890 yılının mayıs ayında Elizabeth Cady Stanton ve Susan B. Anthony tarafından kurulmuştur.

Eleştiriler

Alman kriminolog ve üniversite profesörü olan Michael Bock ” Feminizm var, bilim de var ancak feminizm bilimi yok.” sözleriyle feminizm bilimine karşı çıkmıştır.

Feminizm hareketlerine ve ideolojisine karşıt görüşler de ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri teorinin erkek deneyimi üzerine inşa edildiğini savunan maskülizmdir. Bu kavram sosyalist teorist Ernest Belfort Bax’a aittir.

Feminizm ve Erkekler

Kadın merkezli bir ideoloji olan feminizm önceleri erkeklere açık bir teori değildi. Erkeklere kapalı olmasının bir diğer nedeni ise feministlerin erkekleri kadınlığın ne olduğunu anlayamayacak kadar basit varlıklar olarak görmeleriydi. Ayrıca feminisler bir erkek ne kadar iyi olursa olsun içinde barındırdığı ataerkillik davranışlarını tekrar edeceklerine inanıyorlardı.

Fakat daha sonra erkeklerin büyük bir destekçi kitlesi oluşturduğunu fark ettiklerinde yanıldıklarını da anladılar. Bu sebeplerle erkekler 1996’da Quebec’te yapılan feminizm konferansında da pro feminizm yani ilkel feminizm adıyla yer edindiler.

Son olarak sizlere feminizmin birçok alt dalı olduğundan bahsetmeliyim. Dediğim gibi çok uzun ve detaylı bir konu olduğu için meraklılarına bu alt dalları yazıyorum.

KAYNAKÇA: wikipedia

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı