Kültür

Hayranlık Uyandıracak 10 Tarihi Yapı

▪︎Tarihte çeşitli amaçlarla planlanıp inşa edilmiş ve günümüze kadar kimi harap olmuş halde kimi daha iyi korunarak gelmiş muazzam yapılar bulunuyor. Bu yazıda da bu yapıların 10 tanesi hakkında kısa bilgileri bulacaksınız.

Flavianus Amfi Tiyatro Olarak Bilinen Kolezyum

İtalya’nın başkenti Roma’da bulunan ve yapımına MS. 72’de komutan Vespasianus tarafından başlanan MS. 80’de Titus döneminde tamamlanan yapıdır.

Roma halkını eğlendirmek ve gladyatör dövüşlerini düzenlemek için kullanıldı. Ayrıca infazlar, meşhur savaşların yeniden canlandırılması ve mitolojik dramaların sergilenmesi gibi amaçlar için de uygundu. Daha sonra barınak, dükkan, taş ocakları ve türbe vb. için de kullanıldı.

Mısır’da Gizemini Koruyan Yapılar: Mısır Piramitleri

Sayıları 118 ile 138 arasında olan firavun ve eşleri adına inşa edilen devasa antik yapılardır. İnşalarına bir türlü akıl erdirilememiş ve birçok teoride bulunulmuştur. En büyükleri dünyanın yedi harikası listesinde bulunan Keops Piramiti’dir.

İnka Antik Şehri: Machu Picchu

1450 yıllarında İnkalı hükümdar Pachacutec Yupanqui tarafından inşa edilen ve günümüze de çok iyi korunarak gelmiş bir şehirdir. 1532’de bile buraları işgal eden istilacılar bu İnka şehrini sık dağlar arasında kalması nedeniyle fark edememiştir. Zaten şehrin inşasından kısa süre sonra ortaya çıkan çiçek hastalığından ötürü şehir terk edilmiştir. Yapılış amacı ve ne anlam ifade ettiği de tartışma konusudur.

Babür İmparatorluğundan Kalan Anıt Mezar : Tac Mahal

Hindistan’ın Arga şehrinde Babür’ün 5. hükümdarı Şah Cihan’ın genç yaşta ölen eşi için yaptırılmıştır. Yapı hem hanedanın gücünün simgesi hem de Şah Cihan ve eşi Ercümend Banu Begüm, ki Şah Cihan’ın eşi Mümtaz Mahal olarak da bilinir, arasındaki sevginin sembolüdür.

Pers İmparatorluğundan Kalan Miras: Persepolis Antik Kenti

İran’da bulunan ve orada Farsça adıyla Taht-ı Cemşid (Cemşid’in Tahtı) olarak da anılan kentin yapımına I. Darius tarafından başlanmış, onun ölümünden sonra da başa geçen üç imparator tarafından da devam ettirilmiş ve yapımı 150-200 yıl sürmüştür.

Yukarıda Bulunan Şehir: Akropolis

Yunanca anlamı tam olarak bu. Aslında Antik Yunan’da kentlerin yanındaki yüksekliklere verilen isimmiş Akropolis. Yani o dönemlerde her önemli şehrin akropolisi vardı. İçinde tapınaklar, hazinelerin konulduğu binalar ve muhtelif kurumlar yer aldığından savaşlarda dahi korunurdu. Tabi akropolislerin en ünlüsü Atina Akropolisi’dir.

Çanakkale’deki Antik Kent: Truva Antik Kenti

Truva ya da Troya olarak anılan antik kent, Homeros tarafından yazıldığı düşünülen İlyada destanında adı geçen Troya Savaşı’nın gerçekleştiği yerdir. Alman bir arkeolog olan Heinrich Schliemann’ın keşfettiği bu kentten çıkarılan birçok eser yurt dışına kaçırılmıştır.

Tanrıça Artemis’e İthafen: Artemis Tapınağı

İzmir Efes’te bulunan ve Diana Tapınağı olarak da bilinen tamamı mermerden oluşan tapınaktır. Lidya Kralı Kroisos’un başlattığı 120 yıllık proje için dünyanın yedi harikasını derleyen Sidonlu Antipader şöyle demiştir:

Mağrur Babil’in üstünde savaş arabaları için yol olan duvarını ve Alpheus’taki Zeus heykelini ve Asma Bahçeleri gördüm ve Güneşin kolosusunu ve yüksek piramitlerin devasa işçiliğini ve Mausolos’un engin mezarını; ama Artemis’in bulutlar üzerine kurulmuş evini gördüğümde diğer tüm harikalar parlaklıklarını kaybetti ve dedim ki “İşte! Olimpus’un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı. (Antipater, Yunan Antolojisi [IX.58])

İspanya’nın Görkemli Şehri Sevilla’nın Sembolü: Alcazar Sarayı

Moro kökenli Müslümanlar adına inşa edilmiştir. Hala kraliyet ailesi için kullanılan bir saraydır hatta bu şekilde kullanılan en eski saraydır. Game of Thrones dizisinin 5. sezonundaki bazı sahnelerde de bu sarayı görebilirsiniz.

Tarihi Fransız Şatosu: Versay Sarayı

Versailles olarak da karşınıza çıkabilecek olan bu sarayın ilk binasına 1661’de başlanmıştır. Çok geniş planlanmasına şaşmamalı çünkü bu yapı tipik bir Fransız yapısı. Tuvalet ve banyosunun plana dahil edilmemesi de sarayın ilginç özelliklerindendir. Sebebi ise asillerin ihtiyaçlarını istedikleri yerde giderebilecekleri anlayışıdır. Tabi Fransız Devrimi’nden sonra ise kral ve yakınlarına ait 9 tuvalet bulunuyordu.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı